İDARİ PARA CEZALARINDA YARGILAMALAR ve MADEN RUHSATLARI

3213 sayılı Maden Yasasının 14’üncü maddesi 3. fıkrasında yapılan 7164 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik sonucu idari para cezalarına karşı açılacak davalarda Sulh Ceza Hakimliği yerine İdare Mahkemeleri görevli kılınmış, dava açma süresi de onbeş günden otuz güne çıkarılmıştır.

3213 sayılı Maden Yasasına göre verilen idari para cezalarına karşı, İdare Mahkemelerinde dava açılırken, Maden Yasasının 13’üncü maddesi son fıkrasına 5995 sayılı Yasa ile getirilen değişiklik sonucu, Kabahatler Yasası’na göre Sulh Ceza Mahkemeleri görevlendirilmiş, itiraz makamı da Ağır Ceza Mahkemeleri olmuştur. Daha sonra Sulh Ceza Mahkemeleri kararlarına itiraz makamı Asliye Ceza Mahkemeleri olarak değiştirilmiş, bir sonraki aşamada Sulh Ceza Mahkemeleri kaldırılmış, Sulh Ceza Hakimlikleri görevli kılınmış, itiraz makamı da en yakın Sulh Ceza Hakimliği olmuştur. 7164 sayılı Yasa ile yeniden idari para cezalarına karşı İdare Mahkemelerinin görevli ve yetkili kılınması isabetlidir.

7164 sayılı Yasa Maden Yasasına göre verilen idari para cezalarına karşı İdare Mahkemelerini görevli kılarken, geçiş hükümleri getirmemiş, bu nedenle pek çok karışıklık yaşanmıştır.

7164 sayılı Yasanın yürürlüğünden önce Sulh Ceza Hakimliklerinde açılan davalarda; Maden Yasasından kaynaklı idari para cezalarına ilişkin itirazların Sulh Ceza Hakimliklerine itiraz edilebileceği dönemde açıldığı, devam eden süreçte yargı yolunu değiştiren Yasa hükümlerinin yürürlüğe girdiği, anılan Yasada eldeki dosyalarla ilgili ne yapılacağı hususunda herhangi bir geçici madde hükmü bulunmadığından idari para cezalarına karşı İdare Mahkemelerinin görevli ve yetkili olduğu anlaşıldığı Kabahatler Yasasının 29’uncu maddesi hükmü dikkate alındığında karara karşı itiraz Yasa yolunun açık olduğu, CMY 223/10. maddesinin uygulanma kabiliyeti bulunmadığı anlaşıldığından görevsizlik kararı ile ilgili olarak Yasa yolu bakımından kararın itiraza tabi olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca Kabahatler Yasasının 28/1-b maddesi gereğince başvuru konusu idari yaptırım kararının Sulh Ceza Hakimliğinde incelenebilecek kararlardan olmaması, gerekçesiyle görevsizlik kararları verilmiştir. Sulh Ceza Hakimliğinin görevsizlik kararlarına yapılan itirazların hiçbirinde de durum değişmemiş, kararlar kesinleşmiştir.

İDARİ PARA CEZALARINDA YARGILAMALAR ve MADEN RUHSATLARI

Sulh Ceza Hakimliklerinde açılan davalarda kerelerce duruşmalar yapılmış, bazı açtığımız davalarda iki kez Bilirkişi incelemesi geçiren dosyalar olmuştur. Buna karşın Hakimlikler görevsizlik kararı vermiştir. Bazı Sulh Ceza Hakimlikleri ise açılan davaları sonuçlandırmışlardır. 7164 sayılı Yasa 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe girmiş, elimizde 07.08.2019 ve 18.09.2019 tarihinde verilmiş Sulh Ceza Hakimliği kararları bulunmaktadır. Bu kararlar 7164 sayılı Yasanın yürürlüğünden sonra verilmiştir.

Sulh Ceza Hakimliklerinin görevsizlik kararlarının kesinleşmesi üzerine İdare Mahkemelerine başvurmak zorunda kalınmıştır.

Sulh Ceza Hakimliğinin görevsizlik kararı üzerine İdare Mahkemelerinde açılan davalarda da sorunlar yaşanmaktadır. Örneğin Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü bir işlemle Maden Yasası’nın; 10., 12/4., 12/5, 12/7 ve 29’uncu maddesi 4. fıkrasına aykırılık olduğu nedeniyle idari para cezası uygulamakta, bu maddelere aykırılıktan Sulh Ceza Hakimliğinde açılan davada görevsizlik kararı verilmesi üzerine, İdare Mahkemesinde açılan davalarda Mahkeme; Her ne kadar dava konusu edilen idari para cezaları Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün tek bir kararı ile tesis edilmiş ise de Maden Yasasının ayrı ayrı maddelerinde belirtildiği üzere idari para cezalarının 3213 sayılı Maden Yasasının birden fazla hükmünün ihlalinden kaynaklandığı ve beş ayrı fiil olarak verilen cezaların ayrı hukuki değerlendirmeye tabii olması nedeniyle ayrı ayrı dava açılması gerektiğinden, dava dilekçesinin bu yönüyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 5’inci maddesine uygun olmadığı, gerekçesiyle dava dilekçesinin reddine hükmedilmiştir.

Bu kararlar üzerine Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü bir işlemi üzerinde beş ayrı dava açılmak zorunda kalınmaktadır. Bazı İdare Mahkemeleri ise aynı işlemle birden fazla Maden Yasası hükümlerine göre verilen idari para cezalarına bakmaktadır.

İdare Mahkemelerinin Maden Yasasının birden fazla hükmüne göre Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından tek bir işlemle verilen idari para cezalarına uyguladıkları “dilekçe ret” kararlarına katılmamamız mümkün değildir.

İdare Mahkemelerinin gerekçesinde yer alan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 4001 sayılı Yasa ile değişik 5’inci maddesinde; “Her idari işlem aleyhine ayrı ayrı dava açılır. Ancak, aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı bir dilekçe ile de dava açılabilir.”, kuralı bulunmaktadır.

Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü, Maden Yasası’nın; 10., 12/4., 12/5, 12/7 ve 29’uncu maddesi 4. fıkrasına aykırılık olduğu nedeniyle bir işlemle idari para cezası uygulamıştır.

a-Ortada tek bir işlem vardır.

b-Beş idari para cezası konusunda işlemin tarihi ve sayısı aynıdır.

c-Cezaların maddi ve hukuki yönden bağlılığı ve sebep sonuç ilişkisi bulunmaktadır. Elimizde olan davada; Beyan konusunu düzenleyen 10’uncu madde ile 29’uncu maddenin idare tarafından birlikte uygulanmasında hatalar bulunmaktadır. Ruhsat sahibi hiçbir beyanda bulunmamış, idarece olaya hem 10’uncu madde hem de 29’uncu madde uygulanmıştır.

Yine olaya hem 12/4 hem 12/5 uygulanmıştır. Ruhsat sahibine verilen idari para cezası tarihinde yürürlükte olan 12’nci maddenin 4. fıkrasında; “Denetim ve inceleme sonucunda yaptığı üretim ve sevkiyatı bildirmediği tespit edilen ruhsat sahiplerine, ödenmesi gereken Devlet hakkına ilaveten bildirilmeyen miktar için hesaplanacak Devlet hakkının beş katı tutarında idari para cezası verilir.”, kuralı bulunmaktadır. Kuralın uygulanabilmesi için ortada bir ruhsat olacak, ruhsat sahibi yaptığı üretim ve sevkiyatı idareye bildirmeyecektir. Ruhsat sahibi ruhsatı dışına taştığından, ortada bir ruhsat yok demektir. Ve bu durumda daha ağır bir ceza olan 12’nci maddenin 5. fıkrasına muhatap olur. Ayrıca olayda ruhsat dışında yapılan faaliyetler sonucu üretime el konulmuş sevkiyat da yapılmamıştır. Bu nedenle; Ruhsatsız alanda çalışma yapan maden ruhsat sahibine 12’nci maddenin 4. fıkrası uygulanamaz.

d-2577 sayılı Yasa, aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı bile tek dilekçe ile dava açılabileceğini, kurala bağlamıştır.

Esasen yukarıda söz ettiğimiz gibi aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunan idari para cezalarının Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından birden fazla işlemle de uygulansa tek bir dava dilekçesi ile dava açılması olanaklıdır.

İdare Mahkemelerinin bu kararları usul ekonomisine de aykırıdır. Beş idari para cezasına karşı beş ayrı dava açılması ve bunun Ankara, İstanbul gibi birden fazla İdare Mahkemesi bulunan yerlerde olması halinde, aynı sahaya beş ayrı bilirkişi incelemesi ve keşif yapılacağı kaçınılmazdır. Bilirkişi raporlarının farklı olması durumunda ise konu daha karmaşık hale gelecektir.

7164 sayılı Yasa yürürlüğe girdiğinde, söz konusu Yasanın yürürlüğünden önce Sulh Ceza Hakimliğinde açılan davaların, Sulh Ceza Hakimlikleri tarafından sonuçlandırılacağı şeklinde bir geçici madde ile bu karışıklık önlenebilirdi. Ne yazık ki, bu yapılmamıştır.

Maden Yasasında değişiklikler getiren 7164 sayılı Yasa 28.02.2019 tarihinde yürürlük kazanmış olmasına rağmen, son değişikliklerin nasıl uygulanacağı konusunda henüz bir yönetmelik yürürlüğe girmemiştir.  Bu nedenle; 21.09.2017 tarihli Maden Yönetmeliğinin birçok maddesi son değişiklikle uyumsuz haldedir.

Bir diğer konu ise basında yer alan haberlerde Ülke alanının yüzde onunun maden ruhsatlarına kapatıldığı yazılmaktadır. Kapatılan alan ile madencilik faaliyeti yapılan alan farklıdır. Genelde 10 hektar olarak düzenlenen işletme izinleri sonucu bu oran abartılı olarak basında yer almıştır. Bakanlık ruhsat alanlarını basına verirken, faaliyet yapılması uygun bulunan işletme izin sınırlarını da bildirmelidir.

04.10.1978 kabul tarihli Devletçe İşletilecek Madenler Hakkındaki 2172 sayılı Yasa ile belirli bölgelerde belirli cins madenlerin Devletçe aranmasına ve işletilmesine, bu madenlerle ilgili olarak daha önce gerçek kişilerle özel hukuk tüzel kişilerine verilmiş arama ruhsatnameleri ve işletme haklarının geri alınmasına Bakanlar Kurulu yetkili kılınmış ve birçok maden ruhsatı Devletleştirilmiştir. 10.06.1983 kabul tarihli 2840 sayılı Yasa ile bazıları iade edilmiş ise de kamu kurumu üzerinde kalacak maden ruhsat sahaları bu yasanın ekli cetvelinde yer almıştır. Sözü edilen bu sahaların bir kısmı havza şeklinde olup, 100.000 hektarı geçenler vardır. Yakın zamana kadar Havza-i Fahmiye olarak Zonguldak bölgesinde yer alan kömür sahası, Ülkemizin Trakya alanına yakın olup, 288 adet 2.000 hektardan oluşmaktadır.

3213 sayılı Maden Yasası, 15.06.1985 tarihinde yürürlük kazanmıştır. Yasanın yürürlük kazandığı tarihte madenler üç grup altında toplanmış; Mermer ruhsatları 250 hektar, Göl Suları 2.000 hektarla sınırlandırılmış, maden ruhsatlarında ise alan sınırlandırılması getirilmemiştir. O tarihte maden müracaatları ücretsiz kabul edilmiştir. Maden müracaatlarının ücretsiz olması nedeniyle inanılmaz ruhsat istekleri olmuş, rahmetle andığım Genel Müdürümüz İbrahim Şükrü KALLİOĞLU, başvuru alanlarının hesaplanıp, yüzde on oranında teminat getirilmesini Yasada olmamasına rağmen istemiş, bu miktarı yatırmayanların müracaat dilekçelerinin kabul edilmemesini talimatlandırmıştır. Bu talimat üzerine müracaat sayısı bir anda düşmüştür.

15.06.2001 tarihli 4683 sayılı Yasa ile Göl suları grubu kaldırılmış, mermer ve maden alanlarında bir değişikliğe gidilmemiştir. 5177 sayılı Yasa ile madenler 5 gruba ayrılmış; I. Grup madenler (a) ve (b) şeklinde ayrılmış I-a Grubu 10 hektar, I-b Grubu 50 hektar, II. Grup madenler 100 hektar, III. Grup madenler 500 hektar, IV. Grup madenler 2.000, V. Grup madenler ise 1.000 hektarı geçmeyecek şekilde sınırlandırılmıştır. Görüleceği üzere maden ruhsat alanlarında 5177 sayılı Yasa ile sınırlamalar getirildiği tartışmasızdır. Şu anda yürürlükte bulunan Maden Yasasına göre, denizlerde kum ve çakıl SiO2 oranına bakılmaksızın I-a Grubu maden sayılarak 20 hektar ve tamamı denizlerde olan III. ve IV. Grup madenlere ise 50.000 hektara kadar ruhsat verilebilecektir. Bu konuda son söz olarak, maden ruhsatlarına getirilen mali yükümlülükler nedeni ile iptal edilen ruhsat sayısının, ihale edilen ruhsat sayısından çok daha fazla olduğu tartışmasızdır. Büyük alanları olan ruhsat sahipleri de alan küçültmesine gitmektedir. Açıklanan nedenlerle, basında yer alan bilginin hatalı ve eksik olduğu, eskiye göre ruhsat alanlarının küçüldüğü, Madencilik faaliyetlerinin Ülkenin onda birini kaplamadığı bir gerçektir.

Maden Yasasında köklü değişiklikler yapılacağı duyumları alınmaktadır. Yapılacak değişikliklerin sektörün içinde bulunduğu sıkıntıların giderilmesine yönelik olması beklentimizdir. Yasa taslağı hazırlanırken, madencilikle ilgililerin fikrinin alınması ve en önemlisi Yasa ile beraber uygulama yönetmeliğinin yürürlük kazanması dilemizdir.