MADEN VE HARİTALARI

Bu yazımızda madencilik faaliyetlerinde haritaların nekadar önemli olduğuna değineceğiz. Başvurunun yapıldığı tarihten itibaren ruhsat hukukunun sona ermesine kadarki  tüm çalışmaların somut olarak izlenmesine maden haritaları tanıklık etmektedir.
Ülkemizde maden mevzuatı konusunda yapılmış olan ilk düzenlemelerden Maadin Nizamnamesinde, maden ruhsat alanlarını çevreleyen alanları gösteren haritalar istenmiş, özellikle imalat haritaları konusundaki kurallar dikkat çektirecek titizlikte düzenlenmiştir. Maadin Nizamnamesinin 55’inci maddesinde; Ruhsat sahiplerinin her yıl Mart ayında geçmiş yıldan yapılan imalat hesaplarını maden idaresine bildirecekleri, 62’nci maddesinde de; ruhsat sahasındaki faaliyetin 1/500 ölçekli imalat haritasının her yıl Mart ayında bir nüshasının maden idaresine verileceği, bu haritada geçmiş senelerde yapılan üretimin gösterileceği, maden idaresinde bulunan daha eski imalat haritası ile yeni olan haritanın değiştirileceği, kural altına alınmıştır. Anlaşılacağı gibi yeni verilen harita ile eski olan harita karşılaştırılarak üretimin kontrolü de bu şekilde yapılmaktadır. İmalat haritasının verilmemesi ya da zamanında verilmemesi halinde para cezaları uygun öngörülmüş, haritanın gerçeği yansıtmaması halinde de idare tarafından imalat haritasının yapılacağı ve masrafın ruhsat sahibinden tahsil edileceği hükme bağlanmıştır. Görüleceği üzere imalat haritaları konusunda oldukça hassas bir şekilde davranılmıştır.
Maadin Nizamnamesine göre asli, sathi ve taşocakları şeklinde gruplandırılan madenlerden taşocaklarının, Taşocakları Nizamnamesi ile Maadin Nizamnamesinden ayrılmasından daha sonra Taşocakları Nizamnamesine tabi durumda olan madenlerde imalat haritası istenmemiştir. Sadece başvuru yapılırken sınırları sabit ve muayyen noktaları dayalı halde olmayan 1/500 ölçekli sınır haritası ile yetinilmiştir. Nizamnameye göre istememiş olan imalat haritaları Nizamnameden Maden Yasası kapsamına alınan ya da Nizamnamenin yürürlükten kalkması sonucunda bu ruhsatların Maden Yasası’na intibak işlemlerinde sorunlar oluşturmuş, ruhsatlarda yapılan üretimlerin mazisini ortadan kaldırmıştır.

6309 sayılı Maden Yasası kapsamı döneminde sabit ve muayyen noktaların alınması durumunda başvurular hak sağlamış, aksi taktirde başvuru yok sayılmıştır. Yasanın 84’üncü maddesinde, işletme ruhsat sahibinin bir imalat defteri tutacağı ve imalat haritası yapacağı, imalat haritasının bir nüshasının gerekçeli raporla birlikte her senenin Ocak ayında Bakanlığa verileceği, kural altına alınmış, 12.05.1965 gün 11996 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan İmalat Haritası ve İmalat Defteri Yönetmeliği ile bu konu detaylı olarak düzenleme yapılmıştır.

3213 sayılı Yasa ile başvurularda sabit ve muayyen noktalar yerine koordinat sistemine geçilmiştir, bu sebeple başvurularda artık harita istenmesine gerek kalmamıştır. İşletme süresince, ruhsat sahibinden her sene Mart ayı sonuna kadar imalat haritasını idareye teslim etmek zorunda olduğu, zorunluluğun iki defa yerine getirilmemesi durumunda ruhsat teminatının irad kaydedileceği, üç yıl içinde bütün eksikliklerin tamamlanmaması halinde de ruhsatın iptal edileceği, karara bağlanmıştır. 22.08.1985 gün 18850 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Maden Yasasının Uygulanmasına Dair Yönetmelikte, Yasada sözü geçen kuraldan başka herhangi bir düzenleme imalat haritaları konusunda mevcut değildir. İmalat haritasının iki sefer verilmemesi, teminat iradı cezasını getirmektedir. 3213 sayılı Yasanın ilk halindeki durum maden üretimi konusunda çok önemli bir gereksim ve eksiklikti. Sözü edilen bu önemli beyan noksanlığı, sonuçta Devlet hakkı kayıplarını doğuracak nitelik bulundurmaktaydı. Bu sebeple, 5177 sayılı Yasa ile konu yeniden düzenlenmek zorunda kalınmıştır.

Mermer ocağı ruhsatları 1317 (1901) tarihli Taşocakları Nizamnamesine tabi iken 3213 sayılı Yasa ile Maden Yasasına tabi duruma gelmiş ve Maden Yasasına intibakları yapılmıştır. Taşocakları Nizamnamesi yürürlükte iken, Maden Yasasına dahil olmak ile Maden Yasası kapsamına alınmak farklı şekilde anlamlar ifade etmektedir.

Maden Yasasına dahil olmak; Maden Yasasında o madenin sayılması anlamını taşımakta, kapsama alınmak ise; Ruhsatın, Taşocakları Nizamnamesine göre düzenlenip verilmesinden sonra, sanayinin hammaddesi yada ihraç ürünü olduğunun belgelenmesi ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca yapılacak inceleme ve araştırma sonucunda taşocağı ruhsatının Bakanlar Kurulu Kararı ile Maden Yasası dahil edilmesidir.

1/25000 ölçekli haritaların gizliliği sebebiyle, 3213 sayılı Yasa yürürlüğe girene dek genelde ruhsat sınır haritaları mevzi olarak hazırlanmıştır. 3213 sayılı Yasanın yürürlüğü ile kapsam altına alınan ruhsatlar ile Taşocakları Nizamnamesinden 3213 sayılı Maden Yasasına intibak eden taşocağı ruhsatlarında çok büyük sınır ihtilafları görülmüştür. Marmara Adası, Afyon İsçehisar, Balıkesir Düvertepe, Bilecik Söğüt-Gölpazarı, Bursa Mustafakemalpaşa gibi taşocağı ruhsatlarının çok bulunduğu yöreler bunlardan birkaç tanesidir.

Günümüzde GPS cihazları ile yer tespiti kolay bir şekilde yapılmaktadır. Ancak 3213 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 1985 yılında böyle bir imkan bulunmamaktaydı. Taşocakları Nizamnamesine göre verilen 1/500 ölçekli mevzi haritayı arza tatbik etmek hemen hemen nerdeyse imkansızdı. Söz konusu taşocaklarının intibakı yapılırken beyan esas kabul edilmiş, yapılmış olan beyanın başka sahalarla girişimi olduğunda yerinde tetkik yoluna gidilmiştir. Bursa Mustafakemalpaşa’da bulunan bir taşocağı sahanın sınırlarının gösterilmesi Özel İdare yetkilisinden istenmiş, gösterilen sınırlara göre hazırlanan ruhsat yine başka bir ruhsata girişimli olmuş, sahaya üç sefer gidilmiş, üçünde de farklı yerler Bakanlık Heyetlerine gösterilmiştir. Marmara Adası, Badalan Körfezi-Çamlık Tepe mevkiinde bulunan taşocaklarının intibakında ise önce Çamlık Tepeden itibaren ruhsatlar yerleştirilmiş, körfeze gelindiğinde karada yeralan ruhsatlar deniz içerisinde kalmıştır. Denizden itibaren intibaklar yapıldığında da bu kez tepenin arkasına bazı ruhsatlar düşmüştür.

Afyon İli İsçehisar İlçesinde yeralan sahaların intibakı sırasında da beyanlar tutmamış, 1968 yılından itibaren faaliyette olan sahalarda fiili olarak sınır ihtilafı yaşanmadığı halde 3213 sayılı Yasaya göre yaptıkları beyanlarla ihtilaflı bir duruma düşmüşlerdir. Altmışlı yıllarda bölgeye altı ruhsat İl Özel İdaresi tarafından ihale ile verilmiş, ihaleye DSİ’nin bölgede hazırlamış olduğu parselasyon haritası altlık teşkil etmiştir. Bakanlık tarafından teşkil ettirilen heyetler defalarca ruhsat mahalline gitmiş, hakkın özünün DSİ haritalarına dayalı bir şekilde olduğu gerekçesiyle girişimsiz saha sınırlarını bu haritaya göre tespit etmişlerdir. Heyet raporları sonucunda düzenlenen ruhsatların verilmesinden daha sonra bir bölüm ruhsat sahipleri dava açmış, Eskişehir İdare Mahkemesi davayı reddetmiş, lakin karar Danıştay tarafından onanmıştır. Buna rağmen ihtilaf çözülememiş, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından bölegeye yeniden heyetler gönderilmiş, bu kez daha önce fiili şekilde çalışılan yerler baz alınarak yeniden altı ruhsat sınırları olarak belirlenmiş, bu defa da diğer bir kısım ruhsat sahipleri konuya dava açmıştır. Eskişehir İdare Mahkemesi Bakanlık işlemini iptal etmiş, ancak karar Danıştay tarafından tekrar bozulmuştur. Böylece aynı konuda kesinleşmiş iki karar ortaya çıkmıştır. Sonuçta fiili olarak çalışılan yerlere ruhsat düzenlenmiş ve verilmiştir.

Esasen taşocakları ruhsatları verilirken yatay mesafeler alınmamış, eğik mesafelere göre bölge hesabı yapılarak ruhsatlar düzenlenmiştir. Bu ruhsatların koordinatlara göre intibakında ise sınırların tutmayacağı, yatay mesafeler dikkate alınmadığı için, kaçınılmaz bir durumdur. Özellikle topografyanın engebeli olduğu bölümlerde büyük problemled çıkmıştır. Bu olayda yaşananlar sıralandığında, sayfalarca anlatılacak örnek görmek mümkündür. Konuyu bu şekilde açıklamamızın amacı haritanın madencilikte en önemli unsur olduğuna vurgu yapmak ve göstermektir.

İmalat Haritası Yasada ve Yönetmelikte ayrı ayrı şekilde tanımlanmış olup, Yönetmelikteki tanımı daha fazla açıklayıcıdır. İşletme projesinde halihazır haritanın hazırlanması önemli ve gereklidir. Ayrıca ruhsat devirleri esnasında da halihazır haritanın istenmesi hem devir edenin hem devir alanın hem de idarenin elini rahat bir duruma getirir. Üretimin ne kadar olduğunu kanımca en önemli göstergesi ve kanıtı ise imalat haritasıdır. İmalat haritası tam ve sağlıklı olmadığı sürece beyanın doğruluğu tartışmalı bir haldedir.

Yürürlükte olan Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliğinin birçok maddesinde haritaların bahsi gelmiştir. Arama dönemlerinde harita alımının yapılacağı, arama sürecinde üretim yapıldığında da imalat haritası talep edileceği, işletme projesi verilmesi halinde halihazır haritanın olması gerektiği, her sene Nisan ayı sonuna kadar verilmesi gereken işletme faaliyeti belgelerinde imalat haritası bulunmasının zorunlu olduğu, haritada geçmiş senelere ait üretim, bir önceki sene içinde yapılan üretim ile bir sene sonra planlanan üretimlerin uygun ölçekte gösterilmesinin gerektiği, proje değişikliklerinde de son halini gösterir haritanın bulunması aranmıştır. Özellikle imalat haritasının hazırlandığı tarih konusunda Yönetmelikte geçen, “Ölçümün yapıldığı tarih üretim haritası üzerine veri olarak işlenir.”, ibaresi tahminimce eksiktir. Ölçümün yapıldığı tarih imalat haritasının olmazsa olmaz kuralıdır. Bunun için veri olarak yazılma yerine, imalat haritasının yapıldığı tarihin mutlak şekilde harita üzerinde gösterilmesi, aksi halde haritanın kabul görmeyeceği Yönetmelikte açıkç şekilde düzenlenmelidir. Ruhsatın hükümden düşmesi halinde de sahanın son halini gösterir imalat haritası istenecektir.

İmalat haritaları; Maden ruhsat alanlarında, üretim yapılmış, üretim yapılacak sahaların uygun ölçekte durumunu gösteren beyan niteliğinde teknik bir belgedir. Ruhsat alanında yapılan üretimlerin en somut delilleri bu haritalarda mevcuttur. İmalat haritası alımlarında karakteristik yerlerde sık nokta alımı olmalı, ölçek haritaya bakıldığında çalışmayı tam olarak gösterir uygunlukta olmak zorundadır. Mahallinde tetkik heyetlerinin, haritanın hazırlandığı tarihi göz önünde bulundurarak haritanın kontrolünü yerinde gerçekleştirmeleri ve uygun olup olmadığını raporlarında belirtmeleri gerekmektedir. Bazen, imalat haritası daha önce uygun olarak rapor edilmesine karşın, daha sonra beyanla haritanın örtüşmediği tespit edilmekte, esasen daha önce hatalı bir şekilde olup uygun bulunan harita baz alınarak işlem/yada işlemler tesis edilmektedir. Böylesi işlemlerin temelden hatalı olacağı tartışmasızdır ve konu yargıya intikale ettiğinde, olayın mahkemelerde izahı çok güç bir şekilde olmaktadır.
Bir diğer önemli hususta idari para cezalarında görülmektedir. Maden Yasası’nın 12’nci maddesi 4. fıkrasında; Denetim ve inceleme sonucunda, yapmış olduğu üretim ve sevkiyatı bildirmediği tespit olan ruhsat sahiplerine, ödenmesi gereken Devlet hakkına ilaveten bildirilmeyen miktar için hesaplanacak Devlet hakkının 10 katı tutarında idari para cezası uygulanır, kuralı bulunmaktadır. Aktarılan ceza kuralının uygulanabilmesi için hem üretim hem sevkiyatın yapılması ve bu olayın idareye bildirilmemesi durumu gerekir.

Maden İşleri Genel Müdürlüğü uygulamalarında, ruhsat alanına gidildiği, son durum imalat haritasının uygun bulunmasına karşın üretim ve sevkiyatın ibraz edilmediği gerekçesiyle, ruhsat sahibine idari para cezası verildiği sık şekilde görülmektedir. Bu işlem Yasaya açık bir şekilde aykırıdır. Son durum imalat haritasını arza uygun şekilde bulduğunu kabul eden idare, kendisine bildirim yapılmadığını idda edemez ileri süremez. Zira Maden Yasasına göre beyan niteliğinde teknik bir belge olan imalat haritası idareye Yasa’nın 29/4’üncü maddesine göre uygulanarak verilmiş ve heyet tarafından da arza uygun bulunmuşsa artık üretim yapılması idareye bildirilmiş demektir. Yasanın 12/4’üncü maddesi, hem üretim hem de sevkiyatın bildirilmemesinde uygulanacak bir kati kuraldır. Üretim beyan edilmiş, ancak sevkiyat bildirilmemiş ise bu durumda Yasanın 10’uncu maddesine göre eksik ya da hatalı beyanın giderilmesi istenebilir, idari para cezası uygulanamaz.

Maden üretiminin ne kadar olduğu konusunda tartışmasız en önemli bilgi imalat haritasıdır. Bu sebeple her sene verilen imalat haritasının bir sene önce verilen imalat haritası ile karşılaştırılmasının uygulanarak, beyan edilen üretimle yapılan üretimin örtüşüp örtüşmediğinin idare tarafından en kısa sürede kontrolünü sağlaması gereklidir. Bir eksiklik tespit edildiği taktirde, Maden Yasası 10’uncu maddesinde kural altına alındığı şekilde iki ay zarfında eksikliğinin ruhsat sahibince giderilmesi talep edilmektedir.

Maden Yasası uyarınca tüm yükümlülüklerini düzenli olarak yerine getiren ruhsat sahibinin imalat haritası aynı zamanda en büyük teminatıdır. Günümüz teknolojisi ile her sene verilen imalat haritalarının bir önceki sene imalat haritaları karşılaştırılması da kolaylaşmıştır. Bu işlemin idare tarafından titiz bir şekilde üzerinde durulması durumunda Maden Yasası’nın sözüne ve özüne uygun hareket edilmiş olacaktır.