MADEN YASASI BEYAN USULÜ ve UYGULAMALARI

       3213 sayılı Maden Yasası’nın Beyan usulü başlıklı 10’uncu maddesi ilk fıkrasında; Madencilik faaliyetlerinin bu Kanun hükümlerine göre devam ettiği sürece teknik ve mali konular’da yapılan tüm beyanlar ile yetkili kişiler tarafından tanzim edilen raporlar doğru kabul edilir, kuralı bulunmaktadır. İdare hukukunda idare işlemleri hukuka uygunluk karinesi taşır, olgusuna bu kural bir istisna teşkil etmektedir. İdare beyanları doğru kabul edecek, beyana aykırılığı tespit etmek zorunda kalacaktır.

           Maddenin ikinci fıkrasında, teknik personellerin sadece ihtisas sahibi oldukları konularda beyanda bulunabilecekleri ve ayrıca beyanları ile sorumlu oldukları, ruhsat sahiplerinin ise teknik konular haricindeki tüm beyanlardan sorumlu oldukları, konusu belirlenmiştir. Teknik elemanların ihtisas sahibi oldukları konuların dışındaki beyanlardan ruhsat sahipleri asla sorumlu tutulamaz. 29’uncu maddenin 4. fıkrasında; “Ruhsat sahibi, her yıl nisan ayı sonuna kadar bir önceki yıl içinde gerçekleştirmiş olduğu işletme faaliyeti ile ilgili olara teknik belgeleri.. Genel Müdürlüğe teslim etmek ile yükümlüdür. Yükümlülüğün yerine getirilmemesi durumunda 30.000 TL idari para cezası uygulanır. Yükümlülük yerine getirilinceye kadarki sürede ise üretim faaliyeti durdurulur.” kuralı yanında, 21.09.2017 gün 30187 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Maden Yönetmeliğinin, 36’ncı maddesi 5. fıkrasında; “İşletme faaliyetinde bulunulmaması durumunda da işletme faaliyet raporunun sadece ruhsat sahibi tarafından imzalanarak teslim edilmesi yeterlidir. Verilmemesi durumunda Yasanın 29’uncu maddesinin dördüncü fıkrası gereğince işlem tesis edilir. Üretim ve/veya hazırlık faaliyeti yapılmayan sahalarda imalat haritası verilmez.” olarak denilmiştir.

         Maddenin 5177 sayılı Yasa ile değişik 4. fıkrasında; “Beyanlardaki hata ve noksanlıklar halinde, idarenin tespiti ve sorumluların uyarılma durumundan itibaren iki ay içerisinde düzeltilir. Bu süre zarfında gerekli düzeltmenin yapılmaması durumunda 20.000 TL idari para cezası uygulanarak, beyanlardaki hata ve eksiklikler düzeltilinceye kadar maden üretim faaliyeti tamamen durdurulur.” kuralı bulunmaktadır. Fıkra ilk şeklinde; Beyanlardaki hata ve eksiklikler gerekçe bildirilmek sureti ile verildikleri gün ve tarihten itibaren 2 ay içerisinde düzeltilebilir, halinde idi. Beyanda bulunanın hata ve eksikliği bilmesi pek mümkün olmadığı dolayısı ile  5177 sayılı Yasanın 5’inci maddesiyle bu eksiklik giderilmiştir. Uygulamada teknik personel beyanlarına idarece bu kuralın uygulandığı, ruhsat sahiplerinin beyanlarına ise uygulanmadığı örnekleri izlenmekte ve görülmektedir. Kısaca gerek teknik personel gerekse ruhsat sahiplerine bu kuralın uygulanması gerekir.

Maddenin 7164 sayılı Yasa ile değişik 5. fıkrasında; Gerçeklik dışı veya yanıltıcı şekilde beyanda bulunmak suretiyle Maden Yasası hükümlerinin uygulanmasını engelleyen ve/veya haksız surette hak iktisabına sebep olan teknik personel ve daimi nezaretçiye 1.000 TL idari para cezası uygulanacağı, gerçeklik dışı veya yanıltıcı beyanların üç yıl içinde tekrarı durumunda teknik personele ve daimi nezaretçiye 5.000 TL idari para cezası uygulanarak Maden Yasası gereğince yapacakları beyanların bir yıl süreyle geçersiz sayılacağı, fiilin her tekrarında hak mahrumiyeti uygulamasına devam edileceği, uygulanan ikaz ve hak mahrumiyetinin teknik personel bağlı olduğu mesleki teşekküle bildirileceği, düzenlenmiştir.

Yukarıda aktarılan kurala bakıldığı zaman uyarı ve hak mahrumiyeti konusunun açıkça düzenlendiği görülüyor. Gerçek dışı veya yanıltıcı beyanda bulunan teknik personel 1.000 TL idari para cezası ile ikaz edilecek, gerçek dışı veya yanıltıcı beyanın ikazdan sonra üç yıl içinde tekrar ederse idari para cezası yanı sıra hak mahrumiyetine uğrayacaktır.

03.06.2016 gün 29731 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yetkilendirilmiş Tüzel Kişiler İle İlgili Yönetmeliğin, 21’inci maddesi 4. fıkrasında; “YTK’ya sözleşme ile hizmet veren kişi tarafından hazırlanmış olan bilgi ve belgelerin doğru olmadığı ya da gerçeğe aykırı beyan içerdiği tespit edilmesi duumunda ilgili kişiye bir yıl süre ile Kanunun 10’uncu maddesi gereğince beyanda bulunmama cezası verilerek ilgili meslek odasına bilgi verilir. Bu kişiler ile herhangi bir YTK arasında bir yıl süre ile yeniden sözleşme yapılamaz.” düzenlemesi görülmektedir.

Yasanın 10’uncu maddesi uyarı ve hak mahrumiyetini kurala bağlarken, YTK Yönetmeliği Yasaya açıkça aykırı olarak bilgi ve belgelerin doğru olmadığını da içine alacak şekilde ikazı değil doğrudan hak mahrumiyetini öngörmektedir. Yönetmelik bu haliyle Yasaya açıkça aykırıdır.

Maddenin 6. fıkrasında; Daimi nezaretçinin görev ve sorumluluğu düzenlenmiş, uyarı ve hak mahrumiyeti cezaları uygulaması getirilmiştir. “Defterin ibraz edilmemesi, ruhsat sahibi ya da vekili tarafından imzalanmaması veya düzenli tutulmaması duumunda, ruhsat sahibine 31.054 TL idari para cezası verilir. Bu fıkranın ihlalinin ruhsat sahibi veya vekili tarafından aynı yıl içerisinde tekrar edilmesi halinde idari para cezası iki kat olarak uygulanır.”, diye görülmüştür.

Daimi nezaretçi, nezaretçi defterini düzenleyecek görevli ve yetkili, sorumlu kişidir. Defterin ruhsat sahibi ya da vekili tarafından imzalanmaması, defterin ibraz edilmemesi ruhsat sahibinin sorumluluğunu bağlarken, defterin düzenli tutulmamasının ruhsat sahibi ile bir alakası ve ilişkisi yoktur. Bu sebeple, defterin düzenli tutulmaması daimi nezaretçinin görevi ve yetkisi altında olduğundan bundan ruhsat sahibini sorumlu tutmak sorumlu olmayanı sorumlu duruma getirmek anlamına gelir. Böylesi durum cezaların şahsiliği prensibine de açık bir şekilde aykırıdır.

Maddenin 7. fıkrasında; “Gerçek dışı veya yanıltıcı beyanda bulunmak suretiyle Kanun hükümlerinin uygulanmasını engelleyen ve/veya haksız şekilde hak iktisap eden ruhsat sahiplerine 50.000 TL idari para cezası uygulanır. Bu fıkranın ikinci kez ihlali durumunda ise bir önceki ceza katlanarak uygulanır. İlk tespit tarihinden itibaren üç yıl içinde madde hükümlerinin üç kez ihlal edildiğinin görülmesi halinde ruhsat tamanen iptal edilir.” kuralı bulunmaktadır.

Yukarıda aktardığımız Yasa hükmünü, maddenin 2. fıkrası ile beraber incelediğimizde; Teknik personellerin sadece ihtisas sahibi oldukları konularda beyanda bulunabilecekleri, ruhsat sahiplerinin ise teknik konular dışındaki tüm beyanlardan sorumlu oldukları izlenir. Ruhsat sahası için hazırlanan imalat haritası teknik bir beyandır, sürekli nezaretçi defterinin düzenli tutulmaması da teknik bir beyandır, haliyle teknik bir beyandan ruhsat sahibi sorumlu tutulamaz. Ancak uygulamada 10’uncu madde yaptırımlarının genelde ruhsat sahibine yönelik olduğu, teknik bir beyanda olsa ruhsat sahibinin sorumluluğuna gidildiği gözlenmektedir. Bu uygulamaların Yasanın özü ile bağdaştığı konusu söylenemez.

Maddenin 8. fıkrasının alt bentlerinde sayılanların gerçek dışı ve yanıltıcı beyan olduğu kabul görülmüştür. Bu bentlerde düzenlenen yaptırımların uygulanabilmesi için beyanların sadece gerçek dışı olması durumu yetmemekte gerçek dışı ve yanıltıcı olması da aranmaktadır.

a-Ruhsatın ait olduğu grup dışında veya birden fazla bendi bulunan grupta kendi bendi dışında veya üretim hakkı olmayan madenin üretilmesi;

Örneği II-b grubu ruhsatla, II-a grubu maden üretilmesi, Bentonit madeni ile kömür üretilmesi gibi. Bunun istisnası Yasanın 16’ncı maddesi 11. fıkrasında düzenleme konusu edilmiştir. “Bir grup için verilen ruhsat, diğer gruptaki madenler için hak sağlamaz. Ancak ruhsata konu olan madenin üretilmesi için, işletme faaliyetinin zaruri neticesi olarak çıkarılan diğer grupta olan madenler Genel Müdürlükten izin almak sureti ile değerlendirilebilir.” bu kural dikkate alınarak verilecek bir proje ve Genel Müdürlüğün onayı ile ait olunan madenin grubu haricinde de hak sağlanabilir.

b-Arama ruhsat döneminde arama faaliyetleri devam ederken zorunlu olarak maden çıkarılması veya numune alınması dışında üretim ve/veya satış yapılması.

Yasanın 17’nci maddesinde; Arama döneminde teknolojik araştırma, geliştirme, pilot çalışmalar ve pazar araştırmaları yapmak üzere arama faaliyet raporu ile birlikte müracaat eden ruhsat sahibine, Genel Müdürlükçe görünür rezervin % 10’u kadar maden üretim ve satış izni verilebilirken, bu kural kaldırılmış, yürürlükte olan Yasa hükmüne göre zorunlu olarak çıkan madenden numune alınmasına ve sevk edilmesine izin verilebilir durumuna getirilmiştir.

c-Ruhsat sahibinin kamulaştırılan bölgeyi kamulaştırma amacı dışında kullanması ve/veya ruhsat alanını madencilik faaliyetleri dışında kullanması ve/veya kullandırması.

Maden ruhsat sahalarında kamulaştırma işlemleri oldukça zahmetli ve uzun süreli uğraşlar gerektirmektedir. Bu yolu başarıyla geçen maden ruhsat sahibinin kamulaştırılan alanı madencilik faaliyeti dışında bir şekilde kullanmasının yolu kapatılmıştır. Kuralda yalnız kamulaştırılan alanın dışında da ruhsat alanını madencilik faaliyetleri dışında kullanmaması gerektiği konusu anlaşılmaktadır. Bu yanlış anlaşılmalara neden olabilecek bir düzenlemedir. Ruhsat alanı içerisinde ruhsat sahibinin madencilik faaliyeti dışında başka faaliyetleri de bulunabilir. Örneğin hayvancılık faaliyeti yapması ruhsat alanını madencilik faaliyeti haricinde kullanması anlamına gelmemelidir. Önemli olan ruhsat alanında madencilik faaliyetinin devamlı olması, diğer faaliyetlerin madencilik faaliyeti önleyici ve engelleyici olmamasıdır.

ç-Galeri atımı yöntemi ile patlatma yapılması.

d-Genel Müdürlükçe faaliyeti durdurulan sahalarda üretim faaliyetinde bulunulması, sahanın güvenli hale getirilmesi ile ilgili faaliyetler sonucunda üretilen madenin ve/veya faaliyetler durdurulmadan önce üretilmiş stoktaki madenin Genel Müdürlükten izin alınmadan sevk edilmesi,

1-Faaliyeti durdurulan maden sahalarında üretim faaliyetinde bulunulması; Faaliyeti durdurulan sahalarda üretim faaliyetinde bulunulmasının maden çıkarılmasının beyan usulü ile bir ilgisi yoktur. Ek Madde 15’e göre faaliyetleri durdurulmuş maden sahalarında üretim faaliyetinde bulunulması halinde üç yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası verileceği, bu suçtan hüküm giyenlerin infazın tamamlanmasından itibaren on yıl boyunca madencilik faaliyeti yapamayacakları, kararı öngörülmüştür. Aynı fiile iki ayrı ceza verilmesi hukuki değildir. Bu sebeple, faaliyeti durdurulan sahalarda üretim faaliyetinde bulunulması ibaresi, 10’uncu madde metninden çıkarılması gerekmektedir.

2-Sahanın güvenli hale getirilmesi ile ilgili faaliyetler sonucunda üretilen maden; Sahanın güvenli hale getirilmesi ile ilgili faaliyetler sonucu maden üretimi de gerçekleşebilir. Bu konuda idareye beyan ve bilgi verilmesi gerekir. Beyana aykırı olarak yapılacak faaliyetler ise yine Ek Madde 15’e göre cezai sorumluluğa sebep olacaktır.

3-Faaliyetler durdurulmadan önce üretilmiş olan stoktaki madenin Genel Müdürlükten izin alınmadan sevk edilmesi; Burada da bir beyan ve bilgi verilmesi gerekmektedir.

10’uncu maddenin 8. fıkrası (d) alt bendinin Ek Madde 15 ile birlikte ele alınması gerekir. Zira aynı fiil hem 10’uncu maddede hem de Ek 15’te yer almaktadır.

e-Ruhsat sahasında yapılan üretim faliyet veya satışların beyan edilmemesi; Maddenin başlığı beyan usulünü düzenlerken, beyan vermeme halinde de ceza uygulanmaktadır. 

f-Yapılmamış olan üretimin Genel Müdürlüğe yapılmış olarak beyan edilmesi; Burada bir beyan vardır ve bu beyan yanıltıcıdır. Zira olmayan bir üretim ve faliyet varmış gibi gösterilmektedir. Genellikle bu beyan 24’üncü maddenin 12. fıkrası uyarınca (Beş yılda üç yıl) bir ceza ile karşılaşmamak için yapılabilir. Yanıltıcı beyanın tespiti durumunda ise hem 10’uncu madde hem da 24’üncü madde cezası ile ruhsat sahibi karşı karşıya gelebilir.

g-Arama faaliyet raporlarında yapıldığı beyan edilen asgari faaliyetlerin yapılmaması yada eksik yapılması,

ğ-Patlatma izni olmaksızın patlayıcı madde kullanılarak üretim ve faaliyet yapılması,

h-İşletme ruhsatlarında işletme izni olmadan ve/veya işletme izin alanı dışında maden üretilmesi faliyet gösterilmesi veya sevk edilmesi; Yasanın 12’nci maddesi 7. fıkrası, Ruhsatlı, ancak işletme izni bulunmadan, diyerek bu konuda zaten bir yaptırımı detaylı olarak düzenlemiştir. Yine aynı fiile iki ayrı maddede ceza uygulanmaktadır. Bu alt bent de madde metninden çıkarılmalıdır.

ı-7’nci madde kapsamındaki gerekli izinler alınmadan ve/veya gerekli izinlerin alınmadığı alanda maden üretilmesi faliyet göstermek veya sevk edilmesi; Düzenleme Yasanın 7’nci maddesi 21. fıkrasının içerdiği fiille aynıdır. Son zamanlarda bu fiili işleyen ruhsat sahiplerine hem 7’nci madde hem 10’uncu madde uygulanmaktadır. Bu sebeple, bu bendin 10’uncu maddeden çıkarılması gerekir. Zira burada bir beyanda yoktur. Bu bendin uygulanabilmesi için ortada öncelikle bir beyan olması ve bu beyanın gerçeğe aykırılık taşıması gerekir. Örnek olarak yapılan faaliyetin izin alanı dışında olduğu halde içindeymiş gibi gösterilmesi durumu.

Yukarıda sayılan bentlere aykırı fiillerin haksız yere hak iktisabı sayılacağı, haksız yere hak iktisabına imkan ve olanak veren bu hususlarla ilgili yapılmış beyanların da gerçek dışı ve yanıltıcı beyanlar olarak kabul görüleceği, kural altına alınmaktadır.

Yukarıda sayılan bentler aykırı fiillerin uygulanabilmesi için ortada bir beyanın bulunması, bu beyanın haksız yere hak iktisabına imkan ve olanak vermesi, beyanın gerçek dışı ve yanıltıcı olması gerekir. Sadece gerçek dışı değil aynı zamanda beyan yanıltıcı da olması gerekmektedir.

YeşilYurt Maden Hukuku