MADEN YASASINDA ALINMASI ZORUNLU İZİNLER

3213 sayılı Yasanın 5177 sayılı Yasa ile değişik 7’nci maddesinin madencilik faaliyetlerinde izinleri düzenleyen hükmü, Anayasa Mahkemesinin, 15.01.2009 gün E:2004/70, K:2009/7 sayılı kararıyla iptal edilmiş,10.06.2010 gün 5995 sayılı Yasanın 3. Maddesi ile yeniden düzenlenmiştir.

İptal kararının gerekçesinde; 3213 sayılı Maden Yasası’nın 7. maddesinin birinci fıkrasında bulunan iptali istenen düzenleme ile belirtilen yerlerde yapılacak olan madencilik faaliyetlerinin, çevresel etki değerlendirmesi ve gayri sıhhi müesseselerle ilgili hususlar dahil olmak üzere hangi esaslara göre yürütüleceği Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliğe bırakıldığı, Anayasa’nın 168. maddesi uyarınca, tabii servet ve kaynaklarla ilgili gerçek ve tüzel kişilerin uyması gereken usul ve esasların yasayla düzenlenmesinin zorunlu olduğu, bununla birlikte, kıyılarda sahil şeritlerinden yararlanma imkan ve şartları ile tarih, kültür ve tabiat varlıkları ve değerlerinden özel mülkiyet konusu olanlara getirilecek sınırlamaların da Anayasa’ya uygun olmak koşuluyla yasayla düzenlenmesinin Anayasa’nın 43. 63. maddeleri gereği olup, buna göre belirtilen yerlerdeki madencilik faaliyetlerinin yürütülmesine ilişkin esasların yasada düzenlenmesi gerekirken iptali istenmiş olan kural ile bu hususlara ilişkin düzenlemenin Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliğe bırakılmasının Anayasa’nın 43., 63. ve 168. maddelerine aykırı olduğu, söylenmiştir.  Anayasa Mahkemesi kararı, 11.06.2009 gün 27255 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

Anayasa Mahkemesinin yukarıda sözü geçen 15.01.2009 günlü iptal kararından sonra, 3213 sayılı Maden Yasasının 7’nci maddesine göre, Bakanlar Kurulunun 24.05.2005 gün ve 2005/9013 sayılı kararı ile Resmi Gazete’nin 21.06.2005 gün 25852 sayılı nüshasında yayımlanarak yürürlüğe alınan Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliği ve bu Yönetmelikte değişiklik yapılmasına ilişkin olarak 21.04.2007 gün 26500 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe alınan Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin iptali ve öncelikle yürürlüğünün durdurulması istemiyle açılan davalarda, Danıştay 8. Dairesinin, 10.02.2009 günlü kararlarıyla önce ilgili maddelerin yürütmesinin durdurulmasına sonrasında da iptallerine hükmedilmiştir. Böylece izinler konusunda gerek ruhsat sahipleri gerekse kamu kurumları hareketsiz bir şekilde kalmıştır.

5995 sayılı Yasanın hazırlanmasına, Maden Yasasının izinlerle ilgili maddesinin Anayasa Mahkemesince iptali ve izinlerle ilgili bazı düzenlemeler getiren Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliğinin ilgili maddelerinin Danıştay tarafından yürütmesinin durdurulması gerekçe ve sebep olmuştur.

5995 sayılı Yasanın Genel Gerekçesinde; “ . . Madencilik sektöründe yer seçme şansının olmaması, madenlerin oluştukları bölgede üretilmesin zorunlu haldedir.
—–

Madencilik sektörü, sanayinin ve ekonominin başka sektörlerinin ihtiyaç duyduğu temel girdileri sağlar ve bunun paralelinde yeni istihdam imkanları türetir. Bunu günlük hayatımızın her aşamasında izlemekteyiz. Örnek olarak, kullanmış olduğumuz kalem ve kağıttan,  bindiğimiz ulaşım araçlarına dair her türlü araç ve gereçlerde madenler temel unsur olarak görülmekte ve tüketilmektedir. Bu sebeple, önemli altyapı yatırımları, çağdaş teknoloji, pazarlama ve finansman yöntemlerinin gelişmesi durumu madencilik sektörü ile paralellik arz eder ve yaygındır. Öte yandan, madenlerin hammadde olarak kullanılması sonucunda ortaya çıkarılan ürünler, ülkelere döviz kazandıran önemli bir para kaynağıdır. Bu sebeple, bugünün gelişmiş ülkelerinin hemen, hemen hepsinde madencilik sektörü, ekonomik kalkınmayı başlatıp öncü sektör görevi üstlenmiştir. Bu sektörde meydana gelebilecek herhangi bir aksaklık, ekonominin diğer bütün kesimlerini doğrudan yada dolaylı olarak etkileyecektir.

Madencilik sektörünü diğer sektörlerden ayrı tutan önemli özelliklerden bir diğer konu ise madenlerin doğada milyonlarca yıl süren bir süre dilimi içinde doğal olarak ve sınırlı miktarda oluşması ve tükendikten sonra insan eliyle tekrardan üretilememesidir. <span;>Madenlerin yenilenemez olmalarının yanı sıra bulunduğu ve çıkarıldığı yerde üretilmesi gibi sektöre özgü bir zorunluluğu bulunmaktadır. Madenlerin üretilmesi için yer seçme tercihi malesef yoktur. Bu özellik olmamasından dolayı ya oluştuğu yerden üretilerek ülke faydasına sunulması ya da göz ardı edilerek bu temel kaynağın yeraltında kalması gerekmektedir. Hiçbir ülke tarafından doğal kaynaklarının atıl kalmasının tercih edilmeyeceği ortada açıktır.

Bunun yanı sıra, madencilik sektörünün istihdam yoğun bir sektör halinde olması, hizmet ve ana ve yan sanayi sektörlerini teşvik etmesi, bölgesel ve yöresel kalkınmayı ön plana çıkararak hem işsizliği önlemesi hem de göçü azaltması ve yeraltından çıkarıldığı andan itibaren yüzde yüz katma değer yaratması gibi özellikleri sebebiyle ülke kalkınmasında büyük rol oynamaktadır. Bu sebeplerle, madenciliğin söz konusu olduğu hallerde ve durumlarda, maden üretimini kısıtlayıcı plan ve politikaların daha esnek bir şekilde oluşturulması ve ayrıca mevzuatlarda yasaklayıcı hükümler yerine gerekli bilimsel ve teknik tedbirlerin alınması psuretiyle madencilik faaliyetlerine izin verilmesi durumu gerekmektedir.

Madencilik faaliyetlerinin sürdürülmesi için alınması gereken izinler ile ilgili usul ve esasların belirlendiği Kanun ve Yönetmelik hükümlerinin iptal edilmesi ya da yürütülmesinin durdurulması sebebiyle, bazı alanlarda madencilik faaliyetlerinin hangi esaslara göre yürütüleceği ve bu esaslarla ilgili olarak bakanlık ve diğer kamu kurumlarının vereceği izinlere dair usul ve esasların hangileri olduğu konusunda belirsizlik ve yasal boşluk meydana çıkmıştır. Madencilik faaliyetinin gerçekleştirildiği ormanlık alanlardaki izinler ve işyeri açma ve çalışma ruhsatlarının alınması hususu ile ilgili kamu kurum ve kuruluşlarında oluşan tereddütler nedeniyle bu izinler verilmediğinden, sanayinin temel hammadde girdisini temin eden madencilik sektörü sıkıntılı bir noktaya gelmektedir. Ortaya çıkan bu yasal boşluğun acilen düzeltilmesi, Anayasa Mahkemesinin yukarıda anılan kararı gereğince zorunlu halde bulunmaktadır.

Maden yasasında zorunlu olan izinler

Maden İşletme Ruhsatının alınmasından itibaren, işletme faaliyetine başlayabilmesi için, Yasanın 7’nci maddesinde belirtilen zorunlu izinlerin alınması gereklidir. Temel üç izin ise, ÇED Belgesi, Mülkiyet İzni ile İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatı’dır. Bu izinler olmadan, İşletme Ruhsatına İşletme İzni verilmeyecektir.

Maden yasasında ruhsat ve izin

Daha önceki makalelerimizde Maden Yasasında Ruhsat ve İznin ne anlama geldiğini anlatmıştık. Burada konuyu işletme ruhsatları yönünden bir kez daha tekrar edersek, Maden Yasasının tanımlar başlıklı 3’üncü maddesinde;

İşletme Ruhsatı: İşletme faaliyetlerinin yürütülebilmesi için alınan yetki belgesi. İşletme İzni: Bir madenin işletmeye başlayabilmesi için izin,

Uygulama Yönetmeliğinin 4. maddesinde;

Maden İşletme Faaliyetleri: Üretime yönelik hazırlık çalışmaları ve üretim yapılması için gerekli faaliyetler, olarak tanımlanmıştır.
Yukarıda anlatılan tanımların İşletme Ruhsatı ve İşletme İzninin ne olduğunu tam olarak karşılamadığını düşününmekteyiz.

Ruhsat ve izin sözcüklerine, Maden Yasası ve uygulamalarında farklı anlamlar tanımlanmıştır. Ruhsat; Maden sahasını çevreleyen sınırları gösteren ve bu sınırlar içerisine aynı grup ruhsatların başkalarına verilmesini engelleyen bir bütün olarak kabul edilirken, İzin; fiili şekilde ruhsat sınırları içerisinde maden işletme faaliyetlerinin yapıldığı ya da yapılacak olduğu yer olarak kabul edilmektedir.

Ruhsat sahibi; ruhsat sahası sınırları içinde kalmak şartıyla ve görünür rezervi belirlemek suretiyle işletme izin alanı oluşturabilir. İzin alanı işletme ruhsatı verilmesi aşamasında idare tarafından yerinde görülerek kesinleştirir. Ancak, Yasanın 7’nci maddesinin zorunlu hale kıldığı izinlerin (ÇED, Mülkiyet, İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatı) alınmasından sonra bu alana İşletme İzni verilir.

İşletme Ruhsatı, İşletme projesinin uyumluluğu sonucu ruhsat sahasında görünür+muhtemel rezervin belirlenmesi üzerine verilen bir belge, İşletme İzni ise İşletme Ruhsatının alınmasından sonra Yasanın zorunlu hale kıldığı izinlerin alınarak üretim faaliyetlerinin yapılabileceği yer olarak tanımlanır. Elbette bu tanımların çok daha detaylı yapılmasında fayda görülür. Zira, görülmekte olan davalarda İşletme Ruhsatı ve İşletme İzninin farklı olduğunu öncelikle anlatmak zorunda olduğumuzu burada ifade etmek isteriz. Bu itibarla; İşletme Ruhsatı, İşletme İzni ve Maden İşletme Faaliyetleri tanımlarının Yasada çok açıklayıcı şekilde yapılması, tanımlar arasında çakışma, ikilem ve girişim olmamasına da dikkat edilmesi gerekmektedir.

İdari para cezasına konu olan bir davada, Mahkemece bilirkişi araştırması yaptırılmış, bilirkişinin verdiği raporda Maden Yasasında yeri olmayan çıkarımlarda bulunulduğu görülmektedir. Burada birkaç örnek vermek faydali olacaktır. “Arama ruhsatı hiçbir şekilde maden üretimi yapılmasına tek başına fayda oluşturmaz.”, “Beyan usulünün işletme faaliyeti başladıktan sonra yapılacak iş olduğu,”, “Usulsüz olan beyanın ya da eksik beyanın işletme ruhsatına bağlanmış ve işletme izni alınmış olan sahalarda söz konusu olabileceği,”, “İşletme ruhsatına işletme izninin İl Özel İdaresince verileceği,”, “İşletme İzninin, işletme organizasyonunun sıhhi şartları ile alakalı bir terim olduğu,”, söylenmiştir.

Tırnak içinde aktarılan ifadeler 02.03.2012 tarihli bir bilirkişi raporundan temin edilmiştir. Bu ifadelerin tamamının yanlış olduğunu burada aktarmak isterim. Bu sebeple, tanımların Maden Yasasında eksiksiz ve açıklayıcı olması çok faydalı olacaktır.

İşletme İzni için alınması gereken üç temel izin belgesi de; ÇED, Mülkiyet ve İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatıdır.

Sahipli arazilerde mülk sahibinden, orman arazilerinden orman idaresinden izin istendiği gibi bunun yanı sıra izne tabi olan diğer alanlarda da izin alınması gerekmektedir. Mülk sahibinden iznin yazılı olarak alınması gerekmektedir. İşletme İzni istenen bölgenin Hazinenin özel mülkiyetinde veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında olması durumunda bu durumun belgelendirilmesi yeterli olacaktır.

Mera olan alanlarda durum biraz farklı olup, mera tahsis amacının değiştirilmesi Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığından istenmekte olup, Bakanlığın uygun bulmasından sonra dosya valiliğe gönderilmektedir.

İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatı, 05.6.2004 gün 25483 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, Maden Yasasında ve Bazı Yasalarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin 5177 sayılı Yasa ile 3213 sayılı Yasada zorunlu bir hale gelmiştir.

21.06.2005 25852 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliği’nin 77-82. maddeleri uyarınca, İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatı verilmesi hakkındaki yetkili kamu kurumları ve söz konusu iznin nasıl ve hangi şartlarla verileceği konusunda düzenlemeler yapılmıştır.

İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatı verilmesinde yaşanan sorunlar üzerine, 21.04.2007 gün 26500 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin olan Yönetmelikle, Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliğinin, 77-82 maddelerine değişiklikler getirilmiş, verilecek izinle ilgili tüm çerçeve ayrıntılı olarak bu değişikliklerde yer almıştır.

10.06.2010 günlü 5995 sayılı Yasanın 3’üncü maddesiyle İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarının İl Özel İdareleri tarafından verileceği kural ve yasa altına alınmıştır.

12.11.2012 günlü ve 6360 sayılı On Üç İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Altı İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnameler Değişiklikte Bulunmasına İlişkin Kanun, 06.12.2012 gün 28489 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe alınmıştır. Sözü geçen Yasanın 3’üncü maddesi 7. fıkrasında; 3213 sayılı Yasaya göre maden üretim faaliyetleri ile bu faaliyetlere ilişkin ruhsat sahasındaki tesisler için işyeri açma ve çalışma ruhsatına ilişkin yetki ve görevler, il özel idarelerinin tüzel kişiliğinin kaldırıldığı illerde valiliklerce yürütülür, diye söylenmiştir.